(Bir hafta sonra...)
Şeyma'nın gözünden...
Discord üzerinden yine konuşuyorduk. Gözlerim sürekli Miray'a takılıyordu. Acaba bana ne zaman söyleyecekti alper'den hoşlandığını? Gerçekten çok merak ediyorum
Ege ile ben yaklaşık bir ay önce bir karara vardık. Onlar birbirinden hoşlanıyordu. Aslında Ege, Alper'e bunu anlattı ama Alper bunun gerçek olduğunu düşünmedi. Adam Miray'dan hoşlanıyor ama bunu inkar ediyor ve o hoşlandığının farkında değil. Acaba Miray'da mı öyle? Ya o da aşık olduğunun farkında değilse!
"Ben çok sıkıldım..." Dedi Ege'm
"Harbi ya ben de çok sıkıldım" diye destekledi Alper. Birden Miray
"Aklıma bir şey geldi!"dedi. Sesinden heyecanlandığı belliydi
"Ne geldi aklına Miroş?"dedim
"Ne zaman demiştim hatırlamıyorum da, hani 'bizim bir tatil evimiz var. Tatilde oraya gitsek' demiştim ya. İşte geçen tatil gidemedik bir takım sıkıntılar nedeniyle. Ama bu tatil gidebiliriz. Sonuçta sömestr tatili önceki tatilden daha uzun"dedi sonra mahcup bir gülümseme ile "yani isterseniz..."diye de ekledi. Aslında olabilirdi. Bu tatil buluşsak eğlenceli olur.
"Evet, gidelim! Çok iyi olur"dedim heyecanla
"Aslında olabilir. Seyma'mı özledim"dedi Ege'm. Yaaa yerim ben onu
"Ne yani sen beni özlemedin mi Zed?!"dedi Alper alıngan bir sesle. Sonra da küsüp gitti
"Ben seni özlemedim demedim ki canım. Nere gitti bu"
"Hıh sen beni sevmiyorsun"dedi geri geldiğinde. O sırada Alper ve Ege'nin bu haline gülüyorduk Miray ile
"Pardon Alper?!o benim sevgilim"dedim şakacıktan sonra gözlerini devirdi
"Pardon Şeyma..."dedi somurtarak sonra sandalyeye yaslanıp hala küs olduğunu belli etti
"Hadi çocuk gibi küsmeyi bırakın da tatilde buluşup buluşmayacağımıza karar verelim"
"Miray haklı, bırakın çocukluğu da söyleyin, gidicek miyiz gitmiyecek miyiz?
"Ben gelirim" dedi Ege ardından
"Bende gelirim" dedi Alper.
"Öyleyse tamam" yaa ben yerim bu kızı çok mutlu oldu
(Aylar sonra, tatilin başlamasına bir gün kala...)
Okuldan geldiğim gibi heyecanla çantamı toplamaya başlamıştım. Yarın erken saatlerde Miray'ların tatil evinin olduğu şehre, Bursa'ya, yola çıkacaktım. Yuppi uzun bir aradan sonra Ege ile buluşabileceğim! yeppiiiiiiiii
Tatil boyunca orada olucaktık ve bu gerçekten heyecan vericiydi. Miray'ı ilk defa gerçek hayatta görücektik.
Çantamı toplayıp telefonumu şarja taktıktan sonra zaman hızlı geçsin diye erken uyudum. Ama gerçekten erken... Kim saat 8'de uyur ki?
(Ertesi gün, yolculuk sonrası, otogarda...)
Otobüs otogara vardığında kalbim çok hızlı atıyordu. Gözlerim sürekli Ege'yi arıyordu ama göremiyordum. Ben otobüsten indiğimde de göremedim. Çantalarımı almaya, bagajın yanına gittiğimde biri benden önce davranıp çantalarımı aldı. O kim miydi? O benim canım Ege'mmmm
ben onu görünce hiç bir şey düşünmeden ona sıkıca sarıldım. Gerçekten çok özlemiştim onu. Yavaşça kafasını eğdi ve saçlarımı öptü. Sonra kafamı kaldırdım ve yüzüne baktım. O bana gülümsedi... ben ona gülümsedim...
Biz aramızda büyük bir romantizm yaşarken birden Miray'ın "yaa ama siz çok tatlısınız:3" sesini duyduk ve ikimizde birbirimizden ayrıldık. Sonra da sıkıca Miray'a sarıldım. O da bana sıkıca sarıldı. biz sarılırken Alper'in sesini duyduk. Alper'de Ege ile sarılıp özlem giderdikten sonra havanın soğuk olması nedenle içeriye geçtik. Benim çantalarımı Ege taşımıştı. Bırak dedim ama yook! O taşıyacakmış, inat etti. Ama o an dikkatimi çeken Alper'de Miray'ın çantalarını taşımasıydı. Miray gerçekten utanmış olmalı....
İçeriye girdiğimizde Miray telefonla birisini aradı ve buluştuğumuzu söyledi. Sonra telefonu kapatınca bize dönerek
"bizi bir aile dostumuz götürecek eve. Beş dakikaya burada olur." dedikten sonra yanıma oturdu. Yüzünde hafif bir kızarıklık vardı. Bir süre bekledikten sonra Miray'ın aile dostu geldi ve hepimiz arabaya doluştuk. Önde Miray ile aile dostu, arkada Ege, ben ve Alper oturdu. Eve gitmeye başladığımızda kafamı Ege'nin omzuna dayadım ve koluna sıkıca sarılarak camdan dışarıyı izlemeye başladım. O sırada Ege ile Alper futbol konuşuyor, Miray ise sadece telefona bakıyordu. eve vardığımızda bagajdan çantalarımızı aldık ve Miray aile dostuna veda edip evim kapısını açtı. Bizde hemen içeri girdik
içerisi soğuktu. Evin doğal gaz vanasını açmaya bodruma inilmeliydi ama Miray inmeye çok korkuyordu. hem karanlık, hem de orası örümcek ile dolu olmalı. bunu düşününce ben bile korktum.
"Miray, sen bana vananın yerini söyle ben gidip açarım" dedi Ege'm
"Aslında tam olarak yerini bilmiyorum. sadece yanımda dursan yeter" dedi Miray ve sonra ikisi de bodruma indi. Beş dakika sonra elektrikler geldi. Ardından da Miray'ın çığlık sesini duydum. Miray koşarak yukarı çıkıp mutfağa kaçtı. bende arkasından mutfağa gittim ve onu Alper'in arkasına saklanır bir durumda buldum. Alper o sırada su içiyordu ki olayların aniden gelişmesi sonucu suyunu bitiremedi. meraklı gözlerle bi' Miray'a, bi' bana bakıyordu. ben de merakla bi' ona bakıyordum, bi' Miray'a bakıyordum. Neler oluyo ya?!
Biz birbirimize bakarken içeriye Ege girdi. Gülmekten ölücekti. Miray hala korku ile Alper'in arkasında saklanırken en sonunda gülmesini bastırdı ve
"Amma da korktum ya"dedi ve sonra dayanamayıp yine güldü. Sonra bize olanları açıklamak için gülmesini yine bastırdı ve
"Biraz ötemizde bir örümcek gördü de ondan korkup Alper'in arkasında saklandı"
"Ama çok büyüktü ve çok yakınımdaydı!"dedi Miray. Sesinden korkutuğu belliydi. İki eliyle de Alper'in kolunu tutuyordu. Çok sıktiği için en sonunda Alper rahatsız oldu ve
"Sakin ol Miray, yoksa kolumu kanatacaksın"dedi. Miray tırnaklarınıda bastırdığı için Alper'in kolunda iz oluşmuştu. Ben onları izlerken Ege koluyla beni dürttü ve fısıldayarak
"Bunlar birbirini sevmiyorsa ben kürtüm"dedi. Kıkırdadım bu dediğine ama haklıydı. Birbirlerinin gözlerinin içine bakarken Ege'nin bana fısıldadığını bile fark etmediler. Yine diyorum... Çok yakışıyorlar. Bu tatlı görüntüleri daha uzun sürmedi. Miray utançtan gözlerini kaçırdı. Kafası yere eğik bir şekilde özür dileyip bana ve Ege'ye döndü.
"H-hadi ben size kalacağınız odayı gösteriyim"dedi ve bizde kafamızla onayladıktan sonra mutfaktan çıkıp gitti. Biz de onu takip ettik
"Bu katta abim ve benim zaman geçirdiğimiz bilgisayar odalarımız var. Ege ve Alper, abimin bilgisayarında FIFA vardı. Onu oynayabilirsiniz. Şifresi 1881. Şeyma, sende hiç sormadan benim bilgisayarımda bakabilirsin. Şifrem 1453. Yan oda mutfak onun yanında salon falan var. Üst katta dört oda var. Biri benim, biri abimin, biri annemlerin, biri de eve misafir gelecek olursa diye. Ege ile Şeyma siz annemlerin odasında birlikte uyuyun, ben kendi odamda, Alper sen de abimin odasında uyu."
"Okie dokie Miroş'um"dedim ve hemen çantalarımızı alıp yukarı çıktık. Sonra da hepimiz odalarımıza dağılıp yerleştik.
Ben çantadan kendi kıyafetlerimi çıkarırken arkamdan Ege yavaşça kollarını belime doladı ve bana sıkıca sarıldı. Kafamı ona çevirdim ve gözlerinin içine baktım. O... O çok yakışıklı.
"Şeyma...
"Efendim Ege
"Çok güzelsin
"Şey... Teşekkürler...
"Şeyma...
"Efendim
"Acaba...
"Ne acaba?
"Kıyafetlerimi sen yerleştirir misin? Ben aşağıda Alper ile FIFA oynayacağım.
"Demek bu yüzden bana şirinlik yapıyorsun. Demek bu yüzden bana 'çok güzelsin' dedin.
"ne alaka ya.
"tamam tamam bir kereliğine yaparım" dediğimde yanağımdan öptü ve hızla Alper'in yanına indi...
(...)
Ben gardroba kıyafetleri yerleştirmeyi bitirdiğimde gözlerimin önünde Alper ve Miray'ın birbirine bakışı vardı. Çok yakışıyorlar!
Ben bunları düşünürken odaya Miray geldi. Yüzünde büyük bir mutluluk vardı. Onu görünce ben de ona gülümsedim ve birlikte yatağa oturduk.
"kıyafetlerini yerleştirdin mi?" dedi bana
"evet... Aslında daha önceden bitirmiştim fakat Ege Bey'in de kıyafetlerini yerleştirdiğim için. hayır kıyafetlerini katlamadan koymuş bana artı iş çıkartıyo'
"aslında bende yeni bitirdim. Alper de benden rica etti katlayıp yerleştirmem için. ikisi FIFA oynayacakmış.
"ooooo
"ya bi git şeyma...
"yakışıyorsunuz aslında.
"heh... şey teşekkürler... ama.... BİZİ SHİPLEMEEEEEEEEE!
"hadi ama... sadece bir Ship..
"o zaman sadece bir ship yapma
"peki...
"ben acıktım
"ben de
"aşağıya inelim de bizimkilerle yemek seçip sipariş edelim.
"okie dokie" dedim ve hemen aşağıya indik. mantıken bizim onları arka odaların birinde bulmamız lazımdı fakat mutfağın ışığı açıktı ve kapısı kapalıydı. bunlar orada ne bok yapıyorlar acaba...
biz kapının önüne geçince Miray fısıltılı bir sesle
"ben üç dediğimde içeriye dalıyoruz" dedi sonra "bir... iki... ve ÜÇ!" sayıp biz içeri baskın attık.
içeriye girdiğimizde onları sarma yerken yakaladık. bizim bu baskınımız yüzünden donmuşlardı. bir dakika... bunlar benim sarmamı mı yiyorlar!?
"o sarmayı nereden buldunuz?" dedi Miray
"Şeyma'nın çantasından
"BENİM ÇANTAMI MI KARIŞTIRDINIZ!?
"tam öyle değil aslında. biz şimdi sevgili olun-
"ama karıştırdınız!
"ama acıktık
"ama bu geçerli bir neden değil" ben böyle diyince Ege gözlerini devirdi. Sonra bir tane sarmayı eline alıp yanıma geldi.
"hehe, hadi sen bi' karnını doyur. aç bakayım ağzını"dediğinde kıkırdadım ve ağzımı açtım. O da bana sarmayı yedirdi. Ben sarmayı yerken yüzüme bakıyordu. Sarmayı bitirdiğimde elini yanağıma koydu ve yanağımı okşarken
“bir insan yemek yerken de mi tatlı ve güzel olur? Yerim seni çok tatlısın”dedi bana gözlerimi ondan kaçırırken yüzümün yandığını hissediyordum.
“yaaa, siz çok tatlı bir çiftsiniz!” ben Miray’ı ve Ege’yi yemek istiyorum
“aferin size, siz üçünüz bir olup birbirinizi sevin beni dışlayın. Alkışlıyorum sizi” dedi sonra Miray’a dönüp “özellikle senden beklemezdim Miray, bu ikisi sevgili hadi neyse de sen niye bunların sevgi pıtırcılığına girip beni dışlıyorsun ya?
“ş-şey... özür dilerim, üzüleceğini düşünmemiştim” biliyorum bininci kez diyeceğim ama ben bu kızı yerim (YZ: Şeyma abla sende kızı yiyip bitirceksin az kaldı. Yazarken biraz abarttım sanırım)
Miray kafasını eğip mutsuzluğunu belli ettiğinde Alper
“şaka be şaka, niye dışlanmış hissedeyim. Sen sadece onları tatlı buldun.”deyip Miray’ın çenesinden tutup kafasını kaldırd- O MİRAY’IN ÇENESİNDEN TUTUP ONUNLA GÖZ GÖZE GELMEYİ Mİ SAĞLADI! NELER OLUYOR ŞUAN!?Alper’in bu hareketini Ege de görmüştü, ikimizde onlara şaşkınlıkla bakıyorduk. Onlar bizim şaşkın başıklarımızı farketmemişlerdi (YZ:N-NE!?)
“üzülme kız, darılmadım”Allah’ım sanırım kalpten gidip öleceğim. Alper neler yapıyor şuan inanılmaz. Agh çok tatlılar yicem (YZ: yeter artık birilerini yeme!)
“neler oluyor!” diye onların arasına girdi Ege ve birden ikisi de utançtan birbirinden uzaklaşıp yere baktılar. Miray çok kızarmıştı.
Miray’ı bu andan kurtarmalıyım
“onu bunu boş verelim de Miray biz ne yiyeceğiz?
“bilmiyorum ama Pop kek getirebilirim.
“bir Pop kek yeter mi bize?
“yanımda bir tane taşıdığımı kim söyledi” bu kız çok değişik
“çok merak ediyorum; kaç tane var yanında?
“çok değil ya... sadece 20 tan-
“OHA!” diye araya girdi Ege
“ne ‘oha!’. çok seviyorum işte”
“belli...
“her neyse ben getireyim” diyip gitti sonra elinde dört tane Pop kek ile geldi. Ikisini bana verdi, ikisini kendine aldı. O sırada erkeklerde bize bakıyorlardı
“bize yok mu?” dedi Alper
“yok” dedi Miray
“niye?
“çünkü bizsiz sarma yediniz
“ama acıkmıştık
“biz acıkmadık mı
“isteseydiniz sizi de çağırırdık
“Alper
“efendim
“mal mısın?
“ne alaka?
“eğer bir şeyler yediğinizi bilseydik yanınıza gelmez miydik MAL?!
“bilmem, gelir miydiniz
“ayh... neyse alım bunu aranızda bölüşün. Ben gidip kendime bir tane daha getireyim” dedi ve elindeki Pop Kek’lerden birini verdi. Ege ile Alper mutlulukla çekmeceden bir tane bıçak alıp eşit bölmek için olmayan matematikleri ile hesaplama yapmaya başladılar. Miray’da kendisine bir tane daha Pop kek alıp gelmişti bile. Biz onların arasındaki komik tartışmayı izlerken bir yandan da Pop kek ile karnımızı doyurduk
(...)
“eee, ne yapalım şimdi?” dedim
“Film izleyelim!” dedi Miray
“bize de uyar, ne izleyelim
“Hep yek 1”dedim. Diğerleri de onaylayınca televizyondan filmi açtık
(...)
Biz baya işsiz olduğumuz için şuan üçüncü filmi izliyorduk. Ben kafamı Ege’nin omzuna dayamış bir şekilde uyuklayarak filmi izlerken gözlerim yavaşça Miray’a kaydı. Onunda uykusu gelmişti ama Alper’in veya Ege’nin omzuna kafasını koyamıyordu. Ege benim sevgilim, Alper ise onun sevgili değildi ve istediği zaman onun omzuna dayayamazdı kafasını. Sonuçta şimdilik sadece arkadaşlar. Ama şimdilik...
Ama birden bir şey oldu... Alper, Miray’ın uykusunun geldiğini görünce Miray’a bir şeyler fısıldadı ve Miray’ın karanlıkta bile yüzü, kızardığı belli oluncaya kadar kızardı. Sonra Alper kolunu Miray’ın omzuna attı ve onu kendisine çekti. Ben bile o anı görünce Miray adına kızardım. (YZ: BENDEEEEE)
Hafifçe Ege’yi dürttüm ve kaş göz hareketlerimle gizlice Alper ve Miray’ı gösterdim. Onun yüzünde de bir gülümseme oluştu anında. Ege tam konuşup bu anı bozacakken kafamı omzundan kaldırdım ve dudaklarımı dudaklarına bastırdım. O anda Ege donup kaldı. Şok olmuştu böyle bir şey yapmamı hiç beklemiyordu. Bende beklemiyordum...
Dudaklarım onun dudaklarının üzerinde hareket etmiyordu, kapalıydılar. Ellerimi yavaşça yanaklarına uzattım ve sağ elim ile yüzünü okşadım. İlk amacım onun konuşmasını kesmek iken şuan ki amacım onu hissetmekti. Beni yavaşça kendine çekerek kucağına geldim. Şoku geçmişti ve olayların gerçekliğiyle benimle aynı amaca sahip olduğunu belirtircesine dudaklarımız birbirine değiyordu. Yüzü sıcacıktı, yüzüm yanıyordu. Kalbim çok hızlı atıyordu. Dudaklarımız birbirinden ayrıldığında ikimizin de nefesi birbirine karışmıştı. Kalbim hâlâ hızlı atıyordu. Biz bu olayın verdiği haz yüzünden kendimizi direkten bu olaya odaklayınca yanımızda Alper ve Miray’ın olduğunu unutmuştuk. Aslında onları kendimiz fark etmemiştik. Onlar kendilerini fark ettirmişlerdi. Miray şok olmuş bir şekilde elleri ile ağzını kapatırken Alper sadece şaşkınlıkla bakıyordu.
Ben yavaşça utançla Ege’den uzaklaştım ve diğer koltuğa oturdum. Miray’da benim yanıma oturup kolunu omzuma atıp eğmiş olduğum yüzüme baktı.Sonra saçlarımı okşarken
“bence bugün bu kadar film yeter, artık uyuyalım” dediğinde hiç düşünmeden koşarak yukarı çıkıp yatağa yattım ve battaniyeyi yüzüme kadar çektim ama ev sıcak olduğu için bunalıp yüzümü battaniyenin altından çıkardım. Gözlerimi yumup bu olanların gerçek olmamasını diledim. Aslında bunu yaptığıma pek pişman değildim ama çok utanmıştım. Ben bunları düşünürken odanın kapısı açıldı ve bir iki saniye içerisinde odaya giren kişinin Ege olduğunu anladım. Yanıma yatmıştı. Belki bana kızmıştı bu olan için onun yüzüne bakmaya hem utanıyor hem de korkuyordum. Ben bu gece onu öpmüştüm hem de dudağından!
Birden onun kolunu belimde hissettim ve ardından kendimi ona bakarken buldum.beni kendisine doğru çevirmişti ve kendisine doğru çekmişti. Ona bakmaya utanıyorken şuan heyecan ve huzur içinde koynunda yatıyordum. Burnuma gelen kokusu beni mutlu ve huzurlu hissettiriyordu.dudakları saçımın üstündeydi. Titreyen kolumla bende ona sarıldım tam ona olanların nasıl gerçekleştiğini açıklayıp özür dileyecekken “açıklamana gerek yok, sen bana rüyalarımın gecesini verdin” dedi. Bu sözleri sanki kalbime işlemişti. Gözlerimi kapattım sonra kafamı göğsüne gömdüm ve ona daha sıkı sarıldım. Onu öptüğüm an onun rüyalarıydı, ona sarılarak uyumak da benim rüyamdı
Ve...
Ben şuan rüyalarımdaki anı yaşıyorum...
Selamlar millet! Bir ay iki gün önce hikayenin sekizinci bölümünü yayınlamıştım. Bir ay iki gün... ne kadar uzun. Ama bence buna değecek bir bölüm oldu. Zedrabet shipine daha çok ağırlık verdim çünkü onlara çok az yer verdim ve onlarda hikayenin ana karakterleri. Emin olun yazarken benim yüzüm çok kızardı. Bu arada bu seriyi okuyan sen, lütfen yorumlarda düşüncelerini söyler misin? Seri güzel gidiyor değil mi?
Açıkçası bu bölümü yazana kadar canım çıktı. Sürekli erteledim, sürekli farklı işlerim oluştu ama bölüm bitti sonunda. Neyse. Çok boş konuştum
Sensei Mia kaçar:3
(2134 kelime tutmuş waow)
Yorumlar
Yorum Gönder