BİR ZEDTROLL HİKAYESİ 1.1 (BÖLÜM 2)
Alper’in gözünden
Yarın yurta gideceğim için eve dağılmış olan bütün eşyalarımı yaklaşık bir iki saatte toplayıp valizime yerleştiriyordum. Sadece bilgisayar ve monitör kalmıştı ama onu akşamleyin ayrı bir kutuya koyacaktım. Eğer valize koyarsam belki de zarar görecekti. Bunu göze alamazdım. Bilgisayarımın zarar görmesini hiç istemem
Eşyalarımla işim bittiğinde hem yorulmuş hem de çok sıkılmıştım. Biraz bilgisayara bakabilirdim. Valizlerin başından kalktım ve eskiden ablamla ikimizinken şimdi sadece benim olan odaya girip masamda hâlâ kurulu olan bilgisayarımı açtım
Bilgisayarı açtığımda Discord dikkatimi çekti. Benim Discord’da yapmam gereken bir şey vardı. Ama o şey neydi acaba? Kendimi biraz zorlayınca ne olduğunu hatırladım. Miray adlı kızı ekibe alındığını söyleyecektim. Discord’u açtım ve ilk işim kızın Discord hesabını aramak oldu. O kız arkadaş listemde olması gerekiyordu. Öyleydi zaten. Popkek_Miray adlı hesabı gördüğümde ismin üstüne tıkladım ve ona ekibe alındığını yazdım. Tabii direkten tek düze “ekibe alındın” yazmadım. Aramızda minik çaplı bir mesajlaşma gerçekleşti tabii.
Miray ekibe alındığını öğrendiğinde çok mutlu olduğunu belirten bir mesaj attı. Bende biraz düşündüm ve akşamleyin yapacak olduğum canlı yayında Ege ile oyun oynayacaktım. Belki onuda çağırırsam bizim aramıza hafiften girebilirdi. Ben bu düşünceyi kendimce kabul görünce ona bu oyun oynama canlı yayınını teklif ettim. O da kabul edince akşamleyin görüşmek üzere veda edip Şeyma’yı aradım. Ikinci bip sesinden sonra açtı
“selam alper
“selam şeyma
“eee niye aradın
“akşamleyin Ege ile canlı yayında Backrooms oynayacağız sende gelsene. Hem yeni kız da oynayacak. Ege ile benim aramda tek kız olunca belki utanır sende gel
“kızla konuştun mu?”
“yok konuşmadım. Ben ne diyorum Şeyma, kızla konuşmadıysam onunda oyun oynayacağını söyleyebilirim.
“haklısın...
“neyse gelecek misin?
“tabii ki de kızı yanlız bırakmayacağım
“tamam akşam saat yirmi üç’de seni bekliyorum”
“tamamdır. O zaman görüşürüz
“görüşürüz” dedim ve konuşmayı kapattım. Sonrada youtubeden porçay açıp onu izlemeye başladım...
Popkek_Miray(Miray) ın gözünden
Saat daha on yedi idi. Saatin hemen yirmi üç olmasını istiyordum. Alper’in söylemesi üzerine artık Zedtroll ekibinin bir üyesiydim. Ekipten Ege veya Adorabet ile hiç konuşmamıştım. Öyle ki daha Adorabet’in gerçek ismini bilmiyordum bile...
Alper’in daveti üzerine akşam canlı yayında diğerleri ile Backrooms oynayacaktım bu yüzden oyunu satın alıp indirmeye başlamıştım. Ben indirme ekranına bakarken odama aniden annem girdi ve bende arkama döndüm anneme merakla bakarken annem iç geçirdi ve dudaklarını araladı... sonra...
“KIZIM ARTIK ODANI-
“tamam anne toplayacağım odamı
“hep öyle diyorsun ama hiç toplamıyon. Hem okullar yakında açılmayacakmı sen ne zaman yurta dönüceksin”somurtarak yeniden bilgisayara doğru döndüm ve kısık bir sesle
“giderim işte ne acelesi var...” annemin iç çekişini duydum ve oyuncu sandalyemin sırtlığından tutunarak bir eliyle çenemden tuttu ve kafamı ona doğru kaldırdı artık göz göze idik
“biliyorum orayı hiç sevmiyorsun.
“orayı sevmiyor değilim. Onlar beni sevmiyor.
“aman onlardan sana ne ki , boş ver kızım. Hadi bu konuyu kapatalım daha sonra konuşuruz. Eee bilgisayarında ne yapıyorsun?
“oyun indiriyorum. Akşam bir canlı yayında oynayacağım”
“şu hep bahsettiğin çocuğun canlı yayını mı?” ben bıkmışlıkla indirme ekranına bakarken annemin bu sözleri üzerine gözlerim fal taşı gibi açıldı ve kafanı eğdim. Yüzüm manyak gibi yanıyordu. Nasıl anlayabilmişti ya da bunda ne vardı ki de ben bu kadar kızarmıştım
“anlaşıldı o. neydi o çocuğun ismi Alperen miydi? Yok Berkan’dı sanırım.
“Berkan Alper...
“kızım bana baksana bi’. aaa kız domates oldu! Kızım neden bu kadar kızardın?” sonra yine çenemden tutarak kendisine bakmamı sağladı.
“kızım sen bu çocuğu seviyorsun, değil mi?
“ha-hayır. Sadece iş birliği yaptığım biri işte
“ama kalbin öyle demiyor. Hareketlerin seni çok ele veriyor
“nasıl yani?
“onunla dublaj yaptıktan sonra hareketlerinde farklılık oluştu. İlk çok mutluydu sonra dalgınlaştın.
“öyle mi?
“tabii öyle. Biliyor musun bu yıl sana baya bir renk geldi. Şu pislik Oğuz seni aldattığından beri sevgi kelimesini bile duymaktan korkuyorsun. Şey gibi hani izlemiştik ya bir anime adı neydi oçi no ki mi yok neydi hatırlayamıyorum
“oshi no ko, anne”annemin dedikleri beni aydınlatmıştı sanki. Ama bu konuları konuşmak beni nedensizce de germişti. Konuyu değiştirmek adına bir şeyler bulmaya çalıştım ve o sırada abim Efe anneme seslendi ve annem onun yanına gitmek zorunda kaldı
Annem gittiğinde derin bir nefes aldım ve yeniden bilgisayarıma döndüm. İndirme ekranına baktığımda oyunun indiğini gördüm. Oyunu bilgisayar masaüstüne taşıdım oyunlar klasörüme ekleyecekken vazgeçtim ve yeni bir klasör açtım. Klasörde 40’dan fazla oyun vardı içlerinden hiç arayamazdım. Üşenirdim. Bu yüzden yeni klasöre ekleyip Youtube’yi açtım. Kanalımı açtım ve dublajlarıma minik bi’ göz attım. Ama en çok dikkatimi Alper ile yaptığım dublaja kayıyordu. En sonunda dayanamadım ve açtım.
Yaptığımız dublaj “It’s raining somewhere else” di. Alper’in sesi çok iyi iken benim sesim daha ruhsuz ve kötü çıkmıştı. Yani Ultroll fanlarına göre...
İç geçirdikten sonra zaman geçsin diye yapmayı yarım bıraktığım dublajımı tamamlamak için “Bandlab”i açtım. En son “aishite,aishite,aishite”adlı şarkıyı coverlıyordum. Bu sefer bir farklılık yapıp Türkçe değilde Japonca söyleyecektim.
Mikrofonumu falan hazırladım ve şarkı sözlerinin olduğu sekmeyi de açtım. Derin bir nefes aldım, sonrada kaydı başlattım
Dublajım bittiğinde son düzenlemeleri yaptım ve şarkıyı dinledim. Başarılıydı. Takipçileriminde seveceğini düşünüyordum.
Çizim tabletimi bilgisayarıma bağladım ve “adobe animate” i açtım. Dublaj güzel olmuştu ve güzel bir animasyon iyi olabilirdi. Ama bir sıkıntı da vardı. Yakında yurta dönecektim. Bir haftam vardı. yemeyip içmeyip hayatsız gibi uğraşırsam üç güne bitirebilirdim. Ama buna kim uğraşırdı ki? Tabii ki de çok işsiz olan ben.
Daha canlı yayına çok vardı. Animasyonun temellerini atabilirdim. Bu yüzden mutfağa gidip bir buçuk litrelik şişeme su doldurdum ve uzun süre kalkmamak üzere bilgisayarın başına oturdum...
Şeyma’nın gözünden:
(birkaç saat sonra)
Alper’in söylemesi üzerine Backrooms’u indiriyordum. Tabi o sırada boş boş durmuyordum. Bir yandan Ege ile konuşuyordum da. Bugün ikinci kez arıyordum Ege’yi. Ben Ege ile konuşurken birden Discord’dan bir bildirim geldi. Saat yirmi üç olmuştu. Bekle bir dakika ben Ege ile yaklaşık iki saattir mi konuşuyorum?!
Ben bu şokun saçma olduğunu düşünerekten Ege ile Discord’dan konuşmaya devam etmeye karar verdim ve gelen bildirim sayesinde konuşmaya katıldım.
Konuşmaya katıldığımda Alper ve yanında görüntüsü kapalı bir kız olduğunu gördüm. Kızın discord ismine baktığımda o kızım Miray olduğunu anladım. Alper ile konuşuyordu. Aniden konuşmaya Ege’de girdi ve enerjik bir sesle
“Naber kardo
“ooo Zed senden baya bi neşe akıyo’ bunu neye borçluyuz
“Adorabet’ime borçuluyuz. O benim hayat enerjim.
“senden uzak durmalıyım. Bana da birazdan yavşayabilirsin
“hadi oradan lan.
“neyse dırdır saçma sapan konuşmayın. Alper kızı tanıtacakmısın
“Biliyorsunuz ki?
“olsun sen tanıt
“ama tanıyorsunuz”bu bana kafayı yedirtir. İç geçirdim ve
“merhaba Miray. Ben şeyma. Alperi tanıyorsun. Bu Alper dışındaki arkadaşda sevgilim Ege
“tanıştığıma mennun oldum şeyma
“eee görüntünü açmayacak mısın?”dedi Alper
“şey açmasam olmaz mı?” kızın yüzü merak etmiyor değildim.
“neden istemiyorsun ki. Hepimiz açtık sen de açabilirsin. Tabi açıp açmamak sana kalmış” dedim. kız iç geçirdi ve görüntüsünü açtı. Parlak bir gülümsemeyle
“ selam millet” dedi. Kız çok şirindi. Gözlerim yavaşça Alper’e kaydı. Telefona bakıyordu. Biraz sinirlendim. Kıza hem görüntüsünü açıp açmayacağını soran o hem de bakmayan da o. birden telefonu elinden bıraktı ve kulaklığımı geri taktı sonra gözleri ekranla buluştu. Buluştuğunda kızı hiç görmediğini anladım. Çünkü şaşırmıştı. Kendine geldiğinde hiç bir şey demeden başka bir sekme açıp onunla ilgilendi. Yüzüne vuran ışığın değişmesinden anlamıştım. Karanlıkta duruyordu. Bu kadar sessizlikten sıkıldığımdan
“Eee kendinden biraz bahsetsene Miray
“peki... ben Miray Doğa, Popkek yemeyi çok severim. Undertale fanıyım. Dublajlarımdan belli oluyor zaten. Sonra, daha üniversiteye başlamadım. 11. sınıfım
“Bende 11. sınıfım. Sonunda yaş konusunda yanlız değilim.” dedim neşeyle
“oh bende aranızda küçük kalmaktan korkuyordum.
“neyse devam et.
“Üniversitede hukuk okumak istiyorum. Onun dışında bir şey yok. Daha ne anlata bilirim ki?
“canlı yayını başlattım.” dedi Alper
“tamam biraz bekleyelim de birkaç kişi yayına girince oyuna başlayalım”dedi Ege’m
“eee beklerken ne yapıcaz.”dedi Miray
“bilmem ki?” dedim ama dediğim gibi de birkaç kişi yayına katıldı. İlk katılan “mandra dublaj” dı. Sanırım Alper o çocuğu tanıyordu. Sonra ardından birkaç kişi daha chate katıldı ve giderek arttılar. En sonunda biz de oyuna geçmeye karar verdik...
aradan zaman geçer...
İki saattir Backrooms oynuyorduk. Chatteki herkes Miray’ın kim olduğunu sorup durmuştu. Bazıları ise sadece linçlemişti. Iyiki Miray chate bakmıyordu. Neden linçliyorlardı ki? Yorumlarda sürekli ‘video hırsızı’ ‘Zedtroll özentisi’ yazıyordu linçleyenler. Dublajlarımızın Türkçe çevirilerini kullandığında yorumlarda ve açıklamada bize ait olduğu yazıyordu zaten. En sonunda bu yorumlardan bıktığım için oyunda bilerek öldüm ve telefonla o linçleri yazan kişileri kanaldan banladım. Miray artık bizim ekip arkadaşımızdı. Onun linçlenmesine izin vermeyecektim.
Birden Miray’dan bir çığlık duydum. Karşısına aniden canavar çıkmış ve o canavara ölmüştü. Korkudan hızlı nefes alıyordu. Sakinleşince
“aklım çıktı. Siz nasıl hiç korkmuyorsunuz ya
“korkuyorlar da sen oyuna dalınca fark etmedin.”dedim ve discord konuşma ekranından Alper ve Ege’ye baktım. Ben böyle diyince kendilerine çeki düzen verip korkmamış gibi gözüktüler. Bu hallerini Miray’da görmüş olucak ki kahkaha attı. Bende ona katıldım.
“gülmeyin orospu çocukları” dedi Alper’de kendisini gülmemek için zor tutarak. Sesinde sinirde vardı. Biz o böyle diyince daha da çok gülmeye başladık.
“adam haklı gülmeyin ya!”diye girdi araya Ege’m. Miray nefes nefese
“ne yapalım çok komiksiniz”dedi ve derin bir nefes aldı. “of daha önce hiç bu kadar eğlenmemiştim.” bende enerjik bir şekilde
“o zaman hazır ol daha çok eğleneceksin” dedim
“neyse hadi yeni tura geçelim” dedi Ege’m
“bana uyar” dedi Alper
“bana da uyar” dedim ve hepimiz(sanırım) Miray’a baktım. En sonun da gülümseyerek
“ne bakıyorsunuz başlayalım hadi”dedi ve hepimiz 2. bölümün birinci kısmını oynamaya başladık...
aradan zaman geçer...
Sadece bir bölüm oynayacaktık ama bu 3 bölüme çıktı ve saat gece 1’e geliyordu. Hepimiz oyuna dalmıştık. Bizi hiç bıkmadan usanmadan izleyenler hâlâ vardı. İki gün sonra okul açılacaktı. Bu yüzden internet bakmaları daha da serbestleşen kişiler vardı. Sonuçta okullar açılınca internet hakları kısıtlanacaktı. Şimdi son kez tadını çıkarıyorlardı büyük ihtimal
Ege ve Alper rahattı. Onlar üniversite oldukları için daha sonra açılıcaktı. Ama biz ortaokullular ve liseliler devlete bağlı olunca ve milli eğitim süper(!)harika(!) milli eğitim bakanımız okulları erken açıyor. Aman ne harika!
Alper artık canlı yayını kapatmış. Ege telefonu ile uğraşıyor Miray ise oyuncu koltuğunda uyukluyordu. En sonunda hepimiz birbirimize veda ettik ve bilgisayarımı kapattım. Cidden o gün çok iyiydi. Miray ile tanışmak ise beni çok mutlu etmişti. Neden linçliyorlardı hâlâ aklım almıyordu. Kız çok şirindi.
Oyun yüzünden o kadar yorulmuştum ki yatağa yattım gibi iyi bir oh çok çektim ve yavaşça uykuya daldım...
Devamını bekliyoruumm
YanıtlaSilBackrooms un arada garibanlık
YanıtlaSilBaya sarıyo
YanıtlaSil